Bir zamanlar birbirinden güzel

beş kızı olan bir

kral yaşarmış. Ama bu kral

sizin bildiğiniz

krallardan biri değilmiş.

Çünkü bu kral

insanların kralı değil, deniz canlılarının ve

deniz insanlarının kralıymış.  Pek tabii

ülkesi de diğer kralların ülkesi gibi yeryüzünde

değil, okyanusun içindeymiş.



Kralın ihtişamlı bir görüşünü varmış, elindeki asasını hiç bırakmayan uzun saçlı uzun sakallı bu kralın eşi yıllar önce ölmüş. Zavallı prensesleri büyükanneleri büyütmüş. Kızların hepsi güzelmiş ama aralarında en güzel ve en yaramazı en küçükleriymiş. Saçları altın bukleler halindeki bu kız büyükannesinin anlattığı masalları çok seviyormuş. Masallarda anlatılan ayakları üzerinde yürüyen insanları merak ediyormuş. Çünkü onun yaşadığı ülkede hiç kimsenin ayakları yokmuş. Her birinin belinden altı tıpkı bir balığın alt kısmı gibi kuyrukluymuş. Bu kuyruk sayesinde hızlıca yüzebiliyor, su altında kolayca hareket edebiliyormuş.

Genç prenseslerin anneleri onlar çok küçükken ölmüş. Onları büyükanneleri büyütmüş. Kızlar büyükannelerinin anlattığı yeryüzüyle ilgili masalları çok seviyorlarmış. Bu masallarda bacak adlı iki şeyin üzerinde yürüyen garip insanlar varmış. Küçük denizkızı bu anlatılanlara kendini öylesine kaptırmış ki insan denen bu canlıları biran önce görmek istediğini büyükannesine söylüyormuş.  Ama büyükanneleri onbeş yaşına gelmeden hiçbirinin okyanusun yüzeyine çıkmalarına izin vermiyormuş.

En büyük denizkızı yaşı geldiğinde yüzeye çıkmış ve gördüğü ilginç şeyleri kardeşlerine anlatmış. Yıllar geçmiş ve sonunda küçük denizkızının da yüzeye, insanların dünyasına çıkabileceği gün gelmiş. Şimdiye kadar hep merak ettiği dünyayı artık kendi gözleriyle görebilecekmiş. Yüzeye doğru yüzerken güneş

batıyormuş. Yakınlarda bir gemi demir atmış. Küçük denizkızı yüzeye çıktığında güvertedeki yakışıklı prensi görmüş.











Prens kendisini birisinin gözlediğini de, prensesin ondan gözlerini ayıramadığını da bilmiyormuş tabii. Birden hava kararmış, gemi çıkan fırtınayla sallanmaya başlamış. Çok geçmeden yelkenleri parçalanmış, direği kırılmış ve gemi sulara gömülmüş. Küçük denizkızı sularda çırpınan prensi son anda görüp kurtarmış. Onu kucaklayıp kıyıya götürmüş ve sahile bırakmış. Sabah olduğunda prens hala yattığı yerde uyuyor, denizkızı da başucunda onu bekliyormuş. Az sonra birkaç kız koşarak gelmiş. Prens gözlerini açmış ve kalkıp yürümüş. Küçük denizkızı oracıkta üzüntüsüyle baş başa kalmış.


O günden sonra küçük denizkızı prensi

görebilmek umuduyla birçok kez yüzeye

çıkmış. Artık dayanamıyormuş.

Su cadısına gidip akıl almaya karar vermiş.

Cadı onu görünce bir kahkaha atmış:

“Niçin geldiğini biliyorum denizkızı,”

demiş. “İnsana dönüşüp karaya çıkmak

istiyorsun.

Böylece prensle daha yakın olacağını düşünüyorsun. Ama bunun bir bedeli var, biliyor musun?” “Bilmiyordum,” demiş küçük denizkızı, “ama insan olabilmek için neyse öderim.” “Sesini istiyorum,” demiş cadı, “şu şarkılar söyleyen güzel sesini. Bana sesini verirsen ben de seni iki ayaklı güzel bir genç kıza çeviririm. Ama unutma, prens seni bütün kalbiyle sevmeli ve evlenmeli. Yoksa bir deniz köpüğüne dönüşüp sonsuza dek yok olursun.” ” Çabuk,” demiş küçük denizkızı. “Ben kararımı çoktan verdim zaten.”

Bunun üzerine su cadısı küçük denizkızına içmesi için büyülü bir şişe vermiş. Küçük denizkızı prensin karşısına dikildiği an prens bu hiç konuşmayan kızdan çok hoşlanmış onu bir yerlerden  tanıdığını düşünmüş ancak nerede ve ne zaman gördüğünü bir türlü hatırlayamamış. Gün geçtikçe prens denizkızını daha da çok sevmeye başlamış. Fakat bu durumdan kral ve kraliçe hiç hoşlanmamış. Denizkızı güzelmiş güzel olmasına ama kim olduğu nereden geldiği belli değilmiş. Prensin bu kızla evlenmesine izin vermeyi istemiyorlarmış. Eğer denizkızı konuşabilseymiş prense her şeyi anlatacak ve kendini hatırlatacakmış. Bir gece hem ailesinin özlemini dindirmek hem de prense kendini nasıl hatırlatacağını düşünmek için balkona çıkmış. O düşünceli düşünceli denize bakarken deniz birden çoşmuş, dalgalar balkona kadar ulaşmış ve dalgalardan bir tanesi denizkızını alıp denize sürüklemiş. Bunu gören prens hiç düşünmeden denizkızının peşinden denize atlamış ve onu kıyıya çıkarmış. Prens birden her şeyi hatırlamış, hayatını bu kıza borçlu olduğunu anlamış. Anne ve babasının yanına gidip olan biteni anlatmış. Kral ve kraliçe duyduklarına çok şaşırmışlar ama aynı zamanda çok da sevinmişler. Evlenmelerine izin vermişler. Prensesin ablaları ve dostları da düğüne katılmış. 40 gün 40 gece düğün yapılmış. Denizkızı ve prens çok mutlu olmuşlar.

prensi kurtaran denizkızı
küçük deniz kızı
okyanusun altındaki ülke

FAIRY  TALES CATEGORY

Masal Anne

TURKISH CATEGORY

TÜRKÇE KATEGORİ

Once upon a time! not your time, nor my time, but one time.


Evvel zaman içinde

 

NEW ADDED

FAVORITE STORIES 

Hakkımda