FAIRY  TALES CATEGORY

Masal Anne

Once upon a time! not your time, nor my time, but one time.


Evvel zaman içinde

 

NEW ADDED

Fatma Ablanın Kızı

 Derleyen: Hüsnü YILDIZ
(Anlatan: Serik ilçesinin Zaimler Köyünden Şükriye Yıldız. 42 yaşında. )
 
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Cinler cirit oynarken eski hamam içinde, bir ana, birde kızı varmış. Kümes gibi evlerinden başka bir şeyleri yokmuş. Herkes giyinir, süslenir düğüne, hamama gider, o zavallı kızcağız  ile annesi hiç bir yere gidemezmiş. Gitse bile kapı dışarı kovulurlarmış. Bir gün  kızcağız dayanamamış. Anasına: 

"Anacığım bana  bir kat elbise bulacaksın. Ben düğün hamamına gideceğim." demiş. Anası: 

"Kızım ben elbiseyi nereden bulayım." demiş ise de O, aldırmamış. "Bulacaksın" dermiş de başka bir şey dememiş. Çaresiz kalan ana da, mahalleyi kapı kapı dolaşmış. Her birinden bir şeyler alarak kızını giydirmiş. Kız elbiseleri giyip, altınları takınca bir hanım olmuş. Güzelliğine, kibarlığına diyecek yok. İşler böylece yolunda olduktan sonra hamama gitmiş.  Artık O'nu kimse kovamayacak, tellâklar hanım hanım diye yıkayacaklar. Kız bu güzel hülyalar içinde hamama varmış.

Hamamcı: "Buyurun hanıme­fendi!" diye karşılamış. Tellaklar güzelce yıkamış kokular sürmüş. Derken kız, bir bey hanımıyla arkadaş olmuş. O memleketin âdeti herkes hamama bir yiyecek getirir, eşiyle dostuyla onu yerlermiş. Herkes tepsi bohçalarının bağını çözmeğe başlamış. Beyin hanımı da uşaklara  tepsisini getirtmiş. Fatma Abla'nın kızının canı sıkılmış. Anasına: 
"Fatma abla b, bizim bey daha gelmemiş mi,  tepsiyi gönderecekti. Ne tuttu, canım böyle gecikilir mi?" diye söylenmeğe başlamış. Bey hanımı: 

"Üzülme cancağızım! zararı yok. Bugün bizden yeriz, yarın sizden." demiş. Kız ise: 

"Nasıl olur arkadaşım, nasıl olur?" diye ayak diretmiş. Bey hanımı ondan daha inatçı olmalı ki kızı yatıştırmış. Yemeği beraberce yemişler. Gülüşüp, eğlenmişler. Vakit gelince giyinmişler. Bey hanı­mı hamam ücretini vermiş. Kız da parayı vermek için çantaya el atmış. Bir de bakmış ki çanta yok. Fatma Ablaya çıkışmış. "Gördün mü Fatma Abla yaptı­ğını. Bey tepsiyi getirmeyi unutsun, sende para çantasını almayı unut. Bu affedilecek şey mi? Koş çantayı getir!" demiş.

Anası: "Hanımcığım, bir daha yapmam. Olmuş, bir kere. Hemen getiririm!" diye yalvarmağa başlamış. Başlamış ama onu dinleyen kim. Kız hâlâ kendi söylediğini bilirmiş. "Daha burada mısın, koş. Nedir bana yaptıklarınız. Böyle şeyi bir daha istemem. Bu kulağına küpe olsun, salla dur." diye çırpınır, kendini yermiş.

Bunu gören bey hanımı "Zararı yok hanımcığım, kederlenme. Olur böyle şeyler. Ben vereyim. Fatma Ablayı yorma.» demiş ise de kız bir türlü kabul etmezmiş. O etmeye dursun, bey hanımı onun parasını da vermiş.

Kız: "Olmaz" demiş ise de Bey Hanımı: "Niçin olmasın canım demiş. Bugün benden, yarın senden.". Sonra hamamdan çıkmışlar. Çıkmışlar ama Fatma Ablanın kızı, bey hanımını bırakır mı hiç? "İllâ bize gideceğiz." diye tutturmuş.

Hanım: Yapma hanımcığım, başka zaman gidelim. Şimdi olmaz." demiş. Öteki ise: 
"Çare yok. Ölsem de bugün seni bırakmam." demiş. Bey hanımı ne kadar yalvarmış ise de fayda vermemiş. Ne yapsın. "Peki" demiş.

Kız anasına:  "Fatma abla yürü bakalım." demiş. Onlar önde, Fatma Abla arkada yürümeğe başlamışlar. Konuşa konuşa bir sarayın karşısına gelmişler. O esnada saraydan bir cenaze çıkmasın mı? Hemen Kız: 
"Kardeşim! kardeşim! Bu da mı geldi başıma?." diye saçını başını yolmaya başlamış. Bey hanımı neye uğradığını bilememiş. Yerinde donup kalmış. Nice zaman sonra aklı başına gelmiş. Güzelce oradan sıvışmış. Meğerse ölen Beyoğlunun hanımı imiş. Ölen hanımın da başka bir diyarda kız kardeşi varmış. Saraydakiler o kargaşalıkta bayılan kızı kaldırıp ayıltmışlar. Onu Beyoğlunun baldızı sanmışlar. 
Kız da habire:
"Yeni geldim. Kardeşim içime sinmedi. Salın beni, kardeşimi bir kere göreyim. Kardeşim, kardeşim!" der de ağzından bir daha "kardeşim!" çıkarmış.
Ertesi gün kız gitmek için hazırlanmış. Beyoğlu salmamış. O gün öyle geçmiş. Kızın iki gözü iki pınar olup, akmış. Üçüncü gün yine salmamışlar. Derken aradan epeyce gün geçmiş. Sarayda fiskos başlamış. 
Bu kız niye gönderilsin. Beyoğlu bunu alsın.» diye. Günlerden bir gün bu sözler Beyoğlu'nun kulağına gelmiş. O da bunun doğru olacağını düşünmüş. Sırası gelince anasına danışmış. Anası da: 
"Hayhay oğlum, sen ne dersen o olur." demiş. Kızı da çağırmışlar. Onun fikrini de almışlar. Her iki taraf kabul edince düğün hazırlığına başlamışlar. Hazırlık tamam olunca dü­ğüne başlamışlar. Kırk gün kırk gece düğün yapıp, evlenmişler. Kız da bir fırsatını bulup, anasıyla komşulardan aldığı emanetleri gönderip sahiplerine verdirmiş. Aradan aylar geçmiş. Kız bir boy aynasının karşısına geçmiş. Kendi güzelliğine, ihtişamına, zenginliğine bakarak başından geçen olayları anlatmaya başlamış. 

"Dün ne idim, bugün ne oldum, 'Tavuk kümesi gibi bir evimiz vardı. Herkes giyinir, kuşanır hamama gider, bense gidemezdim. Gitsem bile kapı dışarı edilirdim. Bir gün komşulardan elbise, altın topladım. Onları giyinip hamama geldim. Hamamda bir bey hanımı ile arkadaş oldum diye yaptıklarını bir bir anlatmaya başlamış.
 Bir de dönüp arkasına bakmış ki kaynanası sedirde oturuyor. 
"Aaa anacığım! Uzat dilini bir kerecik öpeyim." diye kaynanasının üzerine atılmış. Kaynanası: 
"Zararı yok kızım, böyle şeyler olur." demiş ise de gelin;
"İllâ öpeceğim." diye ısrar etmiş. Kaynana da dilini çıkarmış. Gelin dilini öpeceğim diye eli ile tutup çekivermiş. Beyoğlu gelince gelin: 
"Beyim çabuk gel anneme bir hal oldu" demiş. Beyoğlu gelip bir de bakmış ki annesinin dili bir karış uzamış, konuşamıyor. Hemen doktoru çağırmışlar. Doktor gelmiş. Beyoğlu'nun anası;
"Gelin yaptı" demek için bir takım sesler çıkarır, bir takım işaretler yaparmış. O sırada gelin: 
"Bak bey ağam, şurası da gelinimin, şurası da gelinimin" diyor dermiş. Doktor hastayı muayene edince vaziyeti anlamış. Fakat karşıdan gelin işaret etmiş. Para göstermiş. Parayı gören doktor:   
"Öksürürken boğulup dili uzamış." diye rapor vermiş. Doktor giderken geline işaret etmiş. 
parasını almış. Beyoğlu'nun anası az sonra ölmüş. Koskoca saray Fatma Ablanın kızına kalmış. Fatma ablayı da güya hizmetçi diyerek saraya almış. Zevki sefa içinde 'yaşamağa başlamış. Her şeyden kurtulmuş ama ölümden kurtulamamış, o da ölmüş, ölür dünyada da bu yaptıklarının cezasını çekmiş.


http://www.antalyakulturturizm.gov.tr/TR,67476/masallar.html  den alıntıdır.

Hakkımda

TURKISH CATEGORY

TÜRKÇE KATEGORİ

FAVORITE STORIES