Hakkımda

FAIRY  TALES CATEGORY

Masal Anne

TURKISH CATEGORY

TÜRKÇE KATEGORİ

Once upon a time! not your time, nor my time, but one time.


Evvel zaman içinde

 

NEW ADDED

FAVORITE STORIES 

Fatmacık ile Ayşecik


Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken, eski hamam içinde...Ben deyim bu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan, uçtu uçtu bir kuş uçtu. Uçar mı uçmaz mı demeye kalmadı; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten…

Anası ölünce babası ile yaşamaya başlayan Fatmacık isminde geçim ehli, halis muhlis bir kızcağız varmış. Fatmacık öylesine güzel öylesine iyi kalpliymiş ki kalbinin güzelliği yüzünün güzelliği ile birleşince bakmaya doyulmayan, peri misali nadir rastlanan bir güzelliğe sahipmiş. Annesinin ölümünden sonra yalnız kalan babası bir gün evlenmek istediğini söylemiş. Fatmacık babasının evlenmesini hiç istemese de bunu kabul etmiş. Babası eşini yakın zamanda kaybeden, bir kadın ile evlenmiş. Kadının Fatmacığın yaşında bir de kızı varmış. Ayşecik isimli bu kız eve geldiği ilk günden beri Fatmacığa hizmetçi gibi davranıyor, onu sürekli annesine ve üvey babasına şikayet ediyormuş. Kadın bu şikayetlerden öylesine bıkmış ki çareyi Fatmacığın evden gitmesinde bulmuş. Eşine Fatmacığın, kızını kıskandığını, evde hiç huzur bırakmadığını söylemiş. Ve demiş ki

-Ya Fatmacık gider bu evden ya da biz

Adam kızını çok sevdiği halde kadının söylediklerine inanmış ve kızını ormana bırakmaya karar vermiş. Bir sabah erkenden Fatmacığı yatağından kaldırmış birlikte ormana odun toplamaya gideceklerini söylemiş. Fatmacık yatağından mutlu mutlu kalkmış ve elinde küçük baltası ile babasını takip etmeye başlamış. Daha önce de babası ile ormana odun toplamaya gittikleri için durumdan hiç şüphelenmemiş. Ama bu kez her zamankinden daha uzağa gitmişler. Fatmacık içinden

-Ne kadar da uzak bir yere geldik, babam burada olmasa eve tek başıma dönemem demiş. O sırada babasının yanında olmadığını fark etmiş. O kadar korkmuş ki ne yapacağını bilemeden olduğu yere çökmüş ve ağlamaya başlamış. Bir taraftan ağlıyor bir taraftan da ellerini toprağa vuruyormuş. Toprak birden ikiye ayrılmış ve toprağın içine doğru süzülen bir merdiven ortaya çıkmış. Fatmacık merdivenden inmiş, bir de bakmış karşında kocaman bir kapı. Kapıya tıklamış. Kapı bir kedi tarafından açılmış. Fatmacık kediyi görünce aman kedi güzel kedi, babam beni bu ormanda terketti, ne yerim ne içerim tek başıma eve nasıl geri dönerim, bana yardım etmezsen ölür giderim demiş. Kedi kızcağızı içeri davet etmiş. Önce karnını doyurmuş, dinlenmesini sağlamış. Ağlamaktan gözleri şişmiş olan kızcağız başından geçeni anlatmış. Kedi onunla kendisine yardım etme koşulu ile burada kalabileceğini söylemiş. Fatmacık çok sevinmiş. Canla başla çalışıp hem kediyi hem de diğer kedileri memnun etmiş. Fatmacıktan öyle memnunlarmış ki onu çok seviyor, kendilerinden biri gibi görüyorlarmış. Bir gün onu ağlarken bulmuşlar. Meğerse kızcağız babasını ve evini özlediği için iki gözü iki çeşme ağlıyormuş. Kediler kendi aralarında konuşup onu evine göndermeye karar vermişler. Bir deve yükü altınla birlikte kızı evine göndermişler.

Kız babasını ve evini göreceği için mutluluktan uçuyormuş. Evin çatısı göründüğünde bahçe içindeki horoz Fatmacık altın yüklü deveyle geliyor üüürüüü-üüüürüüüü diye bağırmış. O sırada çamaşır yıkayan üvey anne horoza kızmış.

-Hadi ordan aptal horoz, o ormanın derinliklerinde kayboldu, nereden bulacak altın yüklü deveyi demiş.

Horoz tekrar

- Fatmacık altın yüklü deveyle geliyor üüürüüü-üüüürüüüü demiş. Kızın babası fatmacığın adını duyunca kapıya fırlamış, kızını görünce ağlayarak ona sarılmış. Baba kız birbirleri ile hasret gidermişler. Babası onu ormanda yalnız bıraktığı için çok pişman olduğunu günlerce onu aradığını bulamayınca da üzüntüsünden hastalandığını anlatmış. Fatmacığın yufka yüreği babasına dayanamamış ve yaptıklarına rağmen onu affetmiş. Sonra da kendi başından geçeni anlatmış. Baba kız arasındaki tüm konuşmayı gizlice dinleyen üvey anne

-Artık zenginiz nidalarıyla içeri girmiş. Fatmacığı öpüp koklamış, saçlarını okşamış, sanki kızı gönderen o değilmiş gibi dönüşü için sahteden ağlamış. Getirdiği para ile neler yapabileceklerini anlatmış. Üvey anne öylesine hırslı bir kadınmış ki, fatmacğın yanında getirdiği altınların aynısına kızı da sahip olabilsin diye bir plan yapmış. Kocası Ayşeciği de tıpkı Fatmacığı bıraktığı gibi ormanın derinliklerine bırakacak, Ayşecik ağlayacak ellerini toprağa vuracak, yarılan topraktan içeri girecek ve kedilerle dost olacak, sonra da deve yüklü altınla eve dönecekmiş.

Kocası kadının istediğini yapmak zorunda kalmış, hiç istemese de Ayşeciği de Fatmacık gibi ormanın derinliklerinde yalnız başına bırakmış. Ayşecik başlamış ağlamaya. Aslında Ayşecik annesinin planından haberdarmış haberdar olmasına ama evdeki rahatı bozulduğu ve sabahın çok erken saatinde buraya geldiği için kızgınmış da ondan ağlıyormuş. Annesinin tembihlediği gibi hem ağlamış hem de ellerini toprağa vurmaya başlamış. Bir süre sonra toprak ikiye ayrılmış, bir merdiven merdivenin ucunda da bir kapı belirmiş. Ayşecik kapıyı tıklatmış, açılan kapıdan hemen içeri girmiş. Kedi bu davetsiz misafiri görünce şaşırmış. Ayşecik kediye suratını buruşturup bakmış, ben burada kalmaya geldim bana bir oda göster demiş. Kedi hiç istifini bozmadan ona bir oda göstermiş, sonra da burada kalabilmesi için ona yardım etmesi gerektiğini söylemiş ve yapacağı işleri sıralamış. Ayşecik söylenen işlerin hiçbirini düzgünce yapmamış. Her seferinde diğer kedileri azarlamış, aşağılamış hatta hırpalamış. Kediler Ayşeciğe daha fazla dayanamamışlar ve onu evine göndermek için bir deve hazırlatmışlar. Ayşeciği de sıkı sıkı tembihlemişler;

-Sakın ola devenin üstündeki torbaları birilerinin yanında açma

 Ayşecik kısa bir süre içinde eve döneceği için mutlu olmuş. Torbaları kimsenin yanında açmayacağına söz vermiş ve deve ile yola koyulmuş.

Evin çatısı göründüğünde yine bahçedeki horoz başlamış ötmeye

-ÜÜÜüüürüüüü, üüüürüüü   Ayşeçik deve yüklü otla, çıyanla, yılanla geliyor, üüürüüürüüü

Ayşeciğin annesi sesi duymuş, horoza kızmış

-Hadi oradan yalancı benim kızım deve yüklü altınla geliyor demiş. Horoz kadına aldırmadan ötmeye devam etmiş.

-Ayşecik deve yüklü otla, çıyanla, yılanla geliyor, üüüürüüü, üüüürüüüüüü

Annesi kızını kapıda karşılamış, öpüp koklamış. Ayşecik annesine kedilere verdiği sözü anlatmış. Zaten böyle bir söz vermese bile annesi hiç kimsenin yanında o torbaları açmayacakmış. Çünkü altınları kimse ile paylaşmaya gönlü yokmuş. Kızının döndüğünü ne kocasına ne de Fatmacığa söylemiş. Kızı ile birlikte odaya girip kapıyı kitlemişler. Başlamışlar torbaları açmaya, bir de ne görsünler horozun söylediği gibi torbaların içinden çıyanlar, yılanlar çıkmasın mı? Telaşla kapıyı açmaya çalışmışlar ama nafile. Kapı kilitliymiş. Yılanlar, çıyanlar anne ile kızı bir lokmada yemişler.

Fatmacık ile babası akşam eve geldiklerinde bahçe kapısındaki deveyi görmüşler. Ayşeciğin döndüğünü anlamışlar. Eve girip seslenmişler, hiç kimse cevap vermeyince odaları kontrol etmeye başlamışlar. Sıra kitli odaya geldiğinde, Fatmacığın babası kapıyı bir omuz darbesiyle kırmış. Bir de ne görsünler odanın içi yılanla çıyanla dolu. Kapı açılır açılmaz horoz da içeri dalmış başlamış yılanları çıyanları yemeğe. Yiyemediklerini de Fatmacık ile babası öldürmüş. Üvey annesine ve üvey kardeşine ne olduğunu anlamamışlar, ama onlardan kurtulduklarına da sevinmişler. Baba ile kızı uzun yıllar birlikte mutlu mesut yaşamışlar.



Bu masal Dilek ŞAHİN'in katkılarıyla yazılmıştır. 1974 yılındaki Kıbrıs çıkartması sırasında yapılan karartmalarda Anneannesinin anlattığı masaldır. Herkese iyi okumalar