Hakkımda

FAIRY  TALES CATEGORY

Masal Anne

TURKISH CATEGORY

TÜRKÇE KATEGORİ

Once upon a time! not your time, nor my time, but one time.


Evvel zaman içinde

 

NEW ADDED

FAVORITE STORIES 

PAPATYA

Eşsiz güzellikteki bir kırda minicik bir papatya tomurcuğundan sıyrılıp, güneşle göz göze geldi. Yemyeşil otların arasında öylesine güzel büyüdü ve serpildi ki görülmeye değerdi. Her sabah güneşin ilk ışıkları ile birlikte parlak beyaz yapraklarını daha da bir açıyor ve muhteşem görüntüsünü sergiliyordu.  

Kafasını çevirip kırdaki diğer çiçeklere baktı “Ne kadar güzel çiçekler var, ne kadar gözalıcılar, bütün kuşlar, bütün arılar onlara konacak” dedi. Ama kıskançlık yapmadı. O güzel çiçeklere yakın olduğu için şükretti. Onların güzelliklerini her istediği an görebiliyordu. Tam bu sırada bir tarla kuşu yanına kondu. “Cik, cik, cik” diye  papatyanın etrafında dönüyor, “Bu altın kalpli çiçek ne kadar güzel” diyordu.

Papatya önce korktu, sonra sevincinden ne diyeceğini şaşırdı. O kadar mesuttu ki. Tarla kuşu gagasıyla onu öpüyor, arkasından mavi göklere havalanıyor, sonra inip tekrar öpüyordu.  Papatya utanarak, neşeli, neşeli kırdaki diğer çiçeklere baktı.

Diğer çiçekler papatyanın yaşadığı mutluluğu görüp kıskanmışlardı. Yüzleri gergin, renkleri sinirden kızarmıştı, öfkelilerdi. Güneşin en parlak anında elinde keskin parıltısı ta uzaklardan görülen bir kız çiçeklere doğru yaklaştı. Gözalıcı çiçekleri kesip gitti. Zavallı papatya o çiçekler kadar iyi görünmediği için tekrar şükretti. Akşam güneş batarken kesilen çiçekleri düşündü. Sabah olduğunda dün öten kuşun sesini duydu. Onu sesinden tanımıştı ama kuşun sesinde kederli bir hal vardı. Sonra kuşun bir kafesin içinde olduğunu gördü. Keyifsiz sesinin nedenini anladı. Tarla kuşu tutsak edilmişti.  Bunu kim neden yapabilirdi? Ona yardım etmek istiyordu ama hiçbir şey yapamayacağını da biliyordu.

Tam o sırada kırda iki küçük oğlan belirdi. Birinin elinde dünkü kızın elinde olan bıçak vardı. Doğrudan papatyanın üzerine geliyorlardı. Papatya güneşin altında ihtişamlı bir şekilde parıldadığını unutmuştu. Çocuklardan biri “ İşte burada tarla kuşu için bir sürü ot var” dedi. Otları diplerinden kesiyordu.  Kesilen otlarla birlikte papatya da kesildi. Kesilmek demek ölmek demekti. O yaşamak istiyordu. Oysa şimdi otlarla birlikte tarla kuşuna yem olmak için gidiyordu. 

Kuş yanına bırakılan otların arasında papatyayı gördü. Birbirlerine baktılar. İkisi de üzgündü. Papatya ölmek üzereydi, tutsak tarla kuşu papatyaya çok susadığını söyledi. Çocuklar kafese su koymayı unutmuşlardı. Papatya son konuşmasını tarla kuşu ile yaptı kısacık ömründe ne kadar mutlu olduğunu anlattı. Sabaha doğru rüzgarla birlikte papatya yere düştü. Tarla kuşu da susuzluktan öldü. Çocuklar kuşun öldüğünü görünce ağlamaya başladılar. Onun için bir mezar yapmaya karar verdiler. Mezar güzel görünsün diye de başka bir çiçeği daha koparıp mezarına koydular. Ve bir çiçek daha ölmüş oldu.